2005'şin En İyileri
8-Shadow of Rome
Milattan yaklaşık 50 yıl öncesini hayal edin ve efsane Sezar dönemindeki Roma İmparatorluğunu düşünün. Bununla da yetinmeyip, Roma İmparatorluğu için savaşmakta olan büyük bir savaşçı olduğunuzu düşünün. Sezar suikasta kurban gitmiş, ve suçlu olarak Sezar'ın sadık savaşçısı olan babanız Vispanius gösterilmiştir. Böylece Vispanius hapse tıkılır ve eşinin (yani anneniz) infazı gerçekleştirilir. Kısaca babanız suçsuz olduğu halde hapse tıkılmış, anneniz de hakkın rahmetine kavuşmuştur. Artık 2 amacınız vardır. Babanızı hapisten kurtarmak. Ve de intikam!
Shadow of Rome benim için geçtiğimiz yılın sürpriz oyunlarından birisi olmuştu. Her ne kadar oyunun arkasında Capcom olsa da, bu kadar iyi bir iş çıkartacaklarını tahmin etmiyordum. Oyun genel olarak 2 bölüme ayrılıyor. Bir bölümde Agrippa olarak gladyatör savaşlarına katılıp dehşet saçarken, diğer bölümde Octavianus ile gizlilik ile zekamızı kullanıp bulmacaları çözüyor ve suikast hakkında ipuçlarını toplamaya çalışıyoruz. Gladyatör savaşları inanılmaz gerçekçi tasarlanmış ama oyunda fazlaca şiddet bulunduğunu söylememe gerek yok herhalde. Onlarca silahla rakiplerimizi ortadan ikiye bölebiliyor, kafalarını, kollaını veya bacaklarını koparabiliyoruz. Hatta kopardığımız kolu silah olarak kullanıp rakibimiz üzerinde kullanabiliyoruz (Biraz Mortal Kombat'ı hatırlatmadı mı sizce de?).
Oyunun en önemli eksisi fazlaca şiddet içermesi. Fakat hangimiz bunu eksi olarak görür bilmiyorum. Octavianus ile oynadığımız bölümler zamanla sıkmaya başlasa da, Agrippa bunu fazlasıyla telafi ediyor. Eski Roma'ya ve gladyatör savaşlarına biraz olsun ilginiz varsa bu oyunu kaçırmayın. Çünkü daha iyi bir alternatifiniz yok.
7- Tekken 5
Tüm zamanların en iyi dövüş oyunu hangisi diye sorsalar hiç düşünmeden Tekken 3 derim. Ortaokul ve lise dönemim The King of Fighters başında geçti, Street Fighter'da hemen herkesin tozunu aldım, Mortal Kombat'ta çözmediğim giz kalmadı. Ama neden Tekken? Üstelik Tekken'i öyle ahım şahım oynadığım da söylenemez. Ama nedir bu oyundaki büyü? Bunu halen çözebilmiş değilim.
Tekken 4 her ne kadar iyi olsa da mükemmel bir oyun değildi. Tekken 5'i oynadığımda hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anlamıştım. Çünkü Tekken 3'teki Tekken ruhu, mükemmel grafikler ve daha da mükemmel olan bir oynanış ile geri dönmüştü. Tekken, zirvedeki yerini Tekken 5 ile daha da sağlama alıyor. Eğer 2. bir Dual Shock + arkadaş olayına girerseniz saatlerce oyunun başından kalkamayabilirsiniz. Ayrıca Namco'nun 10. yıl şerefine ilk 3 Tekken oyununu, Tekken 5 ile beraber vermesi müthiş bir jestti.
6- Burnout: Revenge
Dünyanın en hızlı yarış oyunu hangisi? Bir kısım PC sahipleri hemen Need For Speed serisini öne sürebilirler ama konsol sahipleri için cevap zaten bellidir. Seri ile ilk olarak Burnout 2 ile tanışmıştım. O zamanki düşüncem de belliydi; 'kesinlikle daha iyisi olamaz'. Fakat Criterion Games, Burnout 3 ile beni yanıltmayı başardı. Burnout 3, 2. oyuna göre kıyaslanamayacak kadar iyi bir oyundu. Burnout 3 deyimi yerindeyse PS2'nin mucizelerinden bir tanesiydi ve uzunca bir süre (oyunu %98'e getirecek kadar) beni oyalamayı başarmıştı.
Hemen ardından Burnout Revenge'i beklemeye başladık. Yine Burnout 3'ten iyi olmasını beklemiyordum. Hatta Burnout 3 kadar güzel olması bile fazlaca yeterliydi benim için. Bu sefer beklentilerimde yanılmadım, Criterion games en az Burnout 3 kadar güzel bir oyunla yine karşımızdaydı. Bilmeyenler için oyundaki temel amacımız, her yarış oyununda olduğu gibi yarışı 1 bitirmek. Ama bu oyunda kurallar biraz farklı. Yarışta ayakta kalabilmek için kaza yapmamanın yanında rakiplerimize kaza yaptırmamız gerekiyor. Rakiplerimize yaptıracağımız her kaza sonra boost barımız biraz daha büyümekle beraber tamamen doluyor. Boost'u kullandığımız anda oluşan görselliği ve hızı anlatmama gerek yok herhalde. Revenge'de adı üstünde intikam olayı ön planda. Size kaza yaptıran aracın üstündeki mavi gösterge, kazadan hemen sonra kırmızıya dönüşüyor. Artık yarışı 1. bitirmek dışında bir amacınız daha var; intikam!
Burnout: Revenge kesinlikle dünyanın en hızlı yarış oyunu. Yarış oyunlarını sevin veya sevmeyin, Burnout Revenge'i kaçırmak istemezsiniz.
5-Pro Evolution Soccer 5
'PS2' ve 'En İyiler' kelimelerinin bir arada kullanıldığı bir bölümde PES5'den bahsetmeden geçemezdim herhalde. Konami'nin artık fenomen olmuş bu serisini duymayan, bilmeyen, oynamayan yoktur herhalde. Her seride daha iyisi olamaz dediğimiz halde, Konami inatla oyunu bir adım ileri taşımaya devam ediyor ve benim gibi futbol ile arası iyi olmayan oyuncuları bile kendine bağlamayı başarıyor.
PES5 hakkında çok fazla konuşmak istemiyorum. PES5 için futbolun kendisi diyebiliriz. Ayrıca piyasada alternatifi bulunmayan sayılı oyunlardan da birisi. PS2'niz, 2. Dual Shock'unuz ve de her an 'hadi turnuva yapalım' demeye hazır arkadaşlarınız varsa uyku düzeniniz benim gibi alt üst olabilir. O yüzden bu oyundan mümkün olduğunca uzak durmanızda fayda var :) Zaten PS2'm bozulursa bu oyun yüzünden bozulacak.
Wining Eleven 10, 27 Nisan'da Japonya'da raflardakini yerini alacak. Allah sonumuzu hayır etsin...
4- Gran Turismo 4
Bir yarış oyunundan ne beklersiniz? Ben hiçbir şey beklemiyorum. Çünkü yarış oyunlarını sevmiyor, hatta nefret ediyorum. O zaman kendime sormam gerekiyor. Niye Gran Turismo 1 ve 2 ile lise yıllarımı harcadım? Niye GT3'ü deliler gibi bekledim? Niye uzun süren GT3 seanslarının ardından, bir çok defa gözler şiş ve parmaklar zonklar halde uyudum? Niye GT4 ertelendikçe ben günaha girdim? Cevabı çok basit; Gran Turismo basit bir yarış oyunu değil, gerçek yarış simülasyonu.
Polyphony Digital Gran Turismo 4 ile beklentilerimizi fazlasıyla karşılamanın yanı sıra, her zaman olduğu gibi bizi şaşırmayı başarıyor. Gran Turismo serisi her zaman gerçekçiliği ile ön plana çıkmıştır. Bu gerçekçilik GT4'de en üst düzeyine ulaşıyor. Gerçekte araçlarımıza nasıl özen gösteriyorsanız, neredeyse aynı özeni oyunda da göstermek zorundasınız. Araçlarınızın yağından lastiğine, egzozundan motoruna kadar her parçasını istediğiniz şekilde değiştirebiliyorsunuz. 500'den fazla lisanslı araç, 100 pist, muhteşem bir oynanabilirlik, gerçeğinden ayırt etmekte zorlanacağımız grafikler, muhteşem bir simülasyon modu (Bu modu ömür boyu oynayabilirsiniz herhalde). Sadece bunlar bile Gran Turismo 4'ün 'Tüm Zamanların En İyi Yarış Simülasyonu' sıfatını alması için yeterli sebepler.
3- Resident Evil 4
Capcom'un Resident Evil adı altında çıkardığı saçma Survivor serilerinden bıkkınlık gelmişti artık. Code Veronica'yı da daha kaç kere bitirebilirdim ki! Capcom PS2'ye Onimusha ve Devil May Cry gibi 2 muhteşem seri hediye etmişti ama göz bebeğimiz, eski dostumuz RE serisini bizden almıştı. Daha sonra Capcom'un RE4'ü hazırlamakta olduğunu öğrendik. Haberin tek üzücü tarafı, Capcom'un oyunu sadece GameCube için duyurmasıydı. GameCube sahipleri Remake ve Zero'nun ardından 3. başyapıtlarını beklerken, biz Silent Hill serisine sığınmaya devam ediyorduk. RE4'ün GC için çıkmasına bir ay kala, Capcom beklenen sürprizi yaptı, ve bombasını patlattı; oyun PS2 için de hazırlanmaktaydı...
Oyunu çıktığı zamanda GC'de bitirmiştim. Açık konuşmak gerekirse, oyunun PS2 için çok da iyi olacağını düşünmüyordum. Yine de bir umut beklemeye devam ettim. Ve Capcom beklentilerimizi boşa çıkarmadı, ve çıktığı gibi RE4 PS2'nin en iyileri arasındaki yerini aldı. Oyunda RE2'den tanıyacağımız, eski dostumuz Leon Kennedy'yi kontrol ediyorduk ve yolumuz da başkanın kaçırılan kızını bulmak üzere Avrupa'daki bir köye düşüyordu. Oyun ana seriye göre sayısız köklü değişiklerle gelmişti (Bu bazı RE fanları tarafından tepki ile karşılansa da, bana göre mükemmel değişikliklerdi). her şeyden önce oyun Tamamen 3D olarak karşımıza çıkıyordu. Bu da inanılmaz bir özgürlük ile görsellik anlamına geliyor. Efsane zombilerimiz artık düşünebiliyor, silah kullanabiliyor ve bir araya geldiklerinde ortak haraket edebiliyorlar. Ayrıca artık oyunda para kazanabiliyor ve bu paralarla silahlarımızı upgrade edebiliyor veya sağlık, teçhizat vs alabiliyoruz. MGS3'teki gibi oyundaki hayvanları, sağlık amaçlı avlayabiliyoruz. Ayrıca ilk RE4'ün ara demolarında sakince kola yudumlamak gibi bir düşünceniz varsa bundan vazgeçseniz iyi olacak (Shenmue oynayanlar ne demek istediğimi iyi bilir). RE4'teki yenilikler anlatmayla bitecek gibi değil, oynayın kendiniz görün.
Muhteşem grafikleri, olağanüstü sesleri, harika boss savaşları ile RE4 kaçırılmaması gereken başyapıt. RE4 için '2005'in En İyi Oyunu' sıfatını kullanmayı çok istiyordum, ama karşısında God of War ve Shadow of The Colossus gibi 2 büyük dev vardı. Yine de Resident Evil 4 gönüllerimizin şampiyonu.
2- Shadow of The Colossus
Oyun kavramını aşıp 'sanat eseri' sıfatına yaklaşan yapıtlara bayılıyorum. Bunun en güzel örneği Final Fantasy serileridir benim için. İşte Shadow of The Colossus böyle bir oyun. Oyunun bu kadar iyi olmasına şaşırmadığımı söylemeliyim, çünkü bu oyunun arkasında 'ICO' gibi bir şaheserin yapımcıları var ve bu dehalardan her şey beklenir.
Oyunun temelinde yatan amaç basit. Oyunda uçsuz bucaksız mekanlarda saklanmış olan 16 devi bulup öldürmek ve kız arkadaşımızın ruhunu geri getirmek. Ama bunu yapmak göründüğü kadar basit değil. Oyundaki devlerin hemen her biri bir gökdelen büyüklüğünde. Kahramanımızın silahları ise sadece ok ve kılıç. Pardon, en büyük silahı unuttum; akıl. Devlerle karşılaştıktan sonra ilk olarak zayıf noktalarını bulmamız gerekiyor, daha sonra devin üstüne çıkıp işini bitirmeliyiz. Bunları yapmak her ne kadar zor olsa da, inanılmaz zevkli. Oyun görsellik olarak şölen niteliğinde. Şelaleler, göller, vadiler, ormanlar, dağlar, tepeler, çöller anlatamayacağım kadar güzel ve büyüleyici. Colossus'ların tasarımı inanılmaz. Onlarla karşılaştıktan hemen sonra bir süre kılıcınıza dokunmadan, ağzınız açık izlemeniz muhtemel. Kadim dostumuz, sevgili atımız Agro için, şu ana kadar PS2'de gördüğüm en iyi hayvan animasyonu diyebilirim. Oyunda görsellik olarak kusur bulmak çok zor. Genel olarak kusur bulmak ise daha da zor.
Shadow of The Colossus 2005'in en büyük bombalarından birisi, ve hatta God of War ile birlikte en büyük bombası. Orjinalliği, eşi benzeri olmaması, gizleri ve bunun gibi onlarca artı, oyunu en üstlere taşımayı başarıyor. Bu oyunun değerini bilin.
1-God of War
2005'in en iyi oyununu seçerken God of War ile Shadow of The Colossus arasında fazlaca gittim geldim. Shadow of The Colossus'un orjinalliğini göz ardı edemezdim ama bir tarafta muhteşem grafikleri, bir o kadar muhteşem hikayesi, yine bir o kadar muhteşem oynanışı ile God of War duruyordu. Bunun yanı sıra God of War, diğer oyunların aksine sessiz sedasız, hiç beklemediğimiz bir anda gelmiş ve buna rağmen bir anda hepimizin aklını başından almayı başarmıştı. Oyunu bitirdikten sonra anladım ki, sadece 2005'in değil, tüm zamanların en iyi PS2 oyunlarından biri karşımda duruyordu.
Oyuna başladıktan sonra oyunun inanılmaz derecede Prince of Persia'ya benzediğini görüyoruz. Biraz oynadıktan sonra da bize Devil May Cry'ı anımsatıyor. Bir saat kadar oynadıktan sonra da anlıyoruz ki ne Prince of Persia, ne de Devil May Cry. Bu oyun çok daha fazlasını içeriyor. Oyunda Kratos isimli bir savaşçıyı yönlendiriyoruz. Kratos her ne kadar tanrı olmasa da, normal bir savaşçı olduğu da söylenemez. Oyundaki temel amacı Ares'i öldürüp Atina'yı kurtarmak gibi gözükse de ilerledikçe hikayenin daha da derinleştiğine şahit oluyoruz. Sony bize harika bir hikaye sunuyor ve Yunan Mitolojisi ile az çok ilgilenenlerin bu hikayeyi kaçırmak isteyeceğini hiç sanmıyorum. Oyundaki kombo sistemi ise şu ana kadar gördüklerimiz arasında en iyisi. Yerde ve havada yüzlerce hit'e varan kesintisiz vuruşlar yapabiliyoruz ve bu sayının yükselmesi de tamamen size bağlı. Oyun bu kombo sistemi konusunda inanılmaz hızlı ve de dengeli hazırlanmış. Oyunu bitirdikten sonra tüm bu haraketleri Dual Shock 2'nizle yaptığınıza inanamayacaksınız. Ayrıca oyundaki boss'larda ve bazı bölüm içi yaratıklarda bitirici haraketler yapabiliyorsunuz. Bu bitirici haraketler tamamen 'doğru zamanda doğru tuşa basma' ile ilgili ve gerek yapması gerek izlemesi inanılmaz zevkli.
God of War için grafik olarak kesinlikle PS2'de gördüğümün en iyi diyebilirim. PS2'de artık bu grafikle oyun yapılamayacağını hayal bile edemezdim (halen de edemiyorum, God of War aslında bir Sony mucizesi). Bu oyunu alın, oynayın, ve selam verdiğiniz herkese oynatın. Çünkü bir daha böylesini bulamayabilirsiniz. Gamespot'un da söylediği gibi; 'God of War gibi oyunlar çıktığı sürece yeni nesle ihtiyacımız yok.'

0 yorum yazılmıştır