« Önceki |

14/6/2006

En son strateji oyunu:El Kureyş

En yeni strateji oyunu: El Kureyş
Geçen yıl Müslümanlar aleyhine oluşturulan olumsuz propagandayı kırmak ve batının dayattığı imajı silmek için 'Kuşatma Altında'yı yapan şirket El Kureyş'i piyasaya sürdü.
12 Haziran 2006 13:55

Cengiz Tanık'ın haberi

Emperyalizmin tezlerini bilgisayar oyunlarınına yükleyip, küçük yaşlardan ihtibaren beyin yıkama harekatına yönelmesine İslam dünyası seyirci kalmadı. Müslümanlar, kendilerini ifade edebilmek için, kendi video oyunlarını üreterek, bu pazarda yerlerini almaya başladı.

Batı emperyalizminin Müslüman imajını karalayıp, teröristlerle aynı kefeye koyması üzerine, geçen yıl, ‘Kuşatma Altında’ adlı video oyununu geliştiren Afkar Media'nın başarısı büyük tartışma doğurmuş ve hatta bu oyunun, Hizbullah’ın misyonundan ilham alındığı iddia edilmişti.

Yapımcılar ise, ABD ordularının ‘Arap düşmanlarını’ yenilgiye uğratan video oyunlarıyla Müslümanlar aleyhine oluşan olumsuzluğu düzeltmek için kendilerinin de ‘Kuşatma Altında’ oyunu yaptıklarını belirtmişlerdi.

Suriyeli bir software firması olan Afkar Media şimdi de El Kureyş adlı video oyununu geliştirdi.

Sınırlı bir zaman içinde strateji geliştirme oyunu olan El-Kureyş, İslam’ın ilk 100 yılını anlatıyor.


 

Oyuncular, oyunda, dört Müslüman kabilesini idare etmeyi veya Halid bin Velid’in ordusunu kumanda etmeyi seçebiliyorlar.

Oyunda başarılı olmak için oyuncuların, ticari yollar geliştirmesi ve su kaynakları oluşturması, bunları koruması, ordular kurması, özgürlük adına savaşması ve esirleri serbest bırakması gerekiyor.



Afkar Media, oyunun batıdaki olumsuz İslam imajını yıkacağını ve genç Müslümanlar arasında yeni bir onur ve heyecan uyandıracağını umuyor.

(Haber7 - Özel haber)

 

 


21/4/2006

Fifa Manager 06

Fifa Manager 06

Oynadım hoşuma gitti.Oyun diyerlerinden daha güzel en büyük özelliği 3 boyutlu olması.Fifa manager oyunu bazılarına göre kötü geliyor.Oyunda amaç takımını en iyi yapmak ilk oynadığımda GALATA S AR Aoldum sonrada Barcelona oldum transferleri diğer menajer oyunlarına göre kötü ama olsun oyuna yeni başladığım için fazla bilgi veremeyeceğim bu yüzden  size oyunu resimlerle anlatacağım.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

19/4/2006

Fifa Street

Fifa Street

Adından da anlaşılacağı gibi bu kez terimizi sokaklarda döküyoruz FIFA Street ile. Futbolun süper yıldızlarının oluşturduğu 4 kişilik kadrolar sizin hünerlerinizle sahneye çıkıyor. Oyunu daha sıkı, daha dar bir alanda faulsüz, ofsaytsız, out veya taç olmadan yani sınırsız mücadele içinde geçiriyoruz.

Her sene FIFA'nın beni en cezbeden yanı hep giriş demoları olmuştur (98'inki favorimdir :)) Bu oyunda da giriş demosunun hakkını vermişler. Çok renkli bir şekilde ve çok canlı bir müzikle başlayan demo birden Brezilya'nın şovuna dönüşüyor. Muhteşem demomuzdan sonra oyunun ana menüsüne geliyoruz. Burada bir süre beklersek oyun içinden demoları izleyip ufak da olsa bir fikir elde edinebiliyoruz. Her ne kadar böyle desek de aslında, sadece bir an önce başlamaktan başka şey düşünmüyorsunuz ilk etapta.


Teknolojik açıdan FIFA Street...

Demodan da hemen anlaşıldığı gibi oyunun grafikleri gayet başarılı. Bütün yıldızları gerçeklerine benzetebilmek için çok uğraşmış ve başarmışlar. Yıldız oyuncuların kendilerine has top sürmeleri ve yetenekleri gayet iyi. Ancak mekanlar biraz sönük olmuş. Ve sahalardaki izleyiciler, her futbol oyunu gibi gerçekten kötü. Hareketsiz olan bu seyircilerin dışında bazen sokaklarda yürüyenler oluyor, maçlarla alakası olmayan. Oyunda sesleri pek başarılı bulmadım. Özellikle topun sesi patlak gibi çıkıyor. Ama topa vururken ya da sıkı bir hareket yaparken çıkan kung-fu'vari ses hayli etkileyici olmuş. Tüm bunlara rağmen daha çeşitli ve gerçekçi sesler olmalıydı diye düşünüyorum, buna spiker de dahil. Aslında spiker mi yoksa DJ mi olduğunu belirlemekte zorlandım şahsen. Oyuna en çok keyif katan unsurlardan biri de şüphesiz müzikler. Tam oyunun temposunda ve sahalara hitap eden şarkılar yer alıyor FIFA Street'te. Ve EA'in birtakım oyunlarında yer alan "EA trax" olayı bu oyununda da yer alıyor. Yani oyunun istediğiniz bölümünde istediğiniz şarkıları çalabiliyorsunuz.

Oynanabilirlik ise çok basit, çünkü rakibi ekarte etmek için çok kombinasyon var. Bir de faul (aslında değişik bir penaltı hoş olurdu) veya sakatlanmanın olmaması ya da topun oyun dışına çıkmaması sizi oldukça yaratıcı yapıyor. Ancak yapay zekanın da pek gelişmiş olduğunu söylemek zor. Kaleciler bazen saçmalayabiliyor, her ne kadar kulağa hoş gelse de bu sizin de zararınıza olabiliyor.

Oyunun ana menüsünde 7 seçenek, 2 tane oyun modu var. Bunlardan ilki Game On. Game On, kendi takımınızla rakip takımını seçip (bunu 16 milli takım arasından yapıyoruz) seçtiğiniz takımların önceden belirli ilk dörtleriyle ve genel kurallarla maça hızlı bir şekilde başlayabildiğimiz bir seçenek. Yani klasik quick start seçeneği. Diğer mod olan Friendly'de ise sahaya çıkacak kadroları biz belirleyebiliyoruz (yine 16 milli takım arasından). İstersek futbolcuların özelliklerine göre, ya da sadece istediğimiz yıldızları seçip kadroları oluşturabiliyoruz. Burada kare tuşuna bastığımızda en iyi kadroyu oyun kendi belirliyor. Bunu da futbolcuların hız, şut gücü, şut isabeti, özel hareketler ve top kapma özelliklerine göre seçiyor.

Kadroları belirledikten sonra toplamda 10 tane, fakat oyunun başında yalnızca üçünü seçebildiğimiz sahamızı seçiyoruz. Sahaların her biri 10 ülkeden bir şehirde. Kilitli sahaların nasıl açıldığından birazdan bahsedeceğiz. Sahamızı da seçtikten sonra, (saha dediğim, normal çim sahaların yarısı kaleler ve sert zemin) benim kurallarım kısmına gelip buradan rakibin zorluk derecesini ayarlayıp istersek rakibe avans verebiliyoruz. Ayrıca maçın skora göre mi yoksa zamana göre mi biteceğini de ayarlayabiliyoruz. Maçın kaç golde veya dakikada biteceğini ayarladıktan sonra 19 toptan en çok beğendiğimizi seçip maça giriyoruz.

3, 2, 1... Motor!

Maça girerken ya da çıkarken (yani her yüklemede) yükleme ekranından bize oyun hakkında ipuçları veriliyor. Atak ya da defansta yapılan hareketler gibi oyun hakkında çeşitli bilgiler veriliyor bu kısımda. Daha sonra sahamıza yukarıdan bir bakıp yıldızlarımızı ısınırken görüyoruz, derken ev sahibi takım maça başlıyor.

 

 

 

 


Oyunun tabii ki temel maksadı rakibi değişik hareketlerle geçip gol atmak. Bu hareketleri üçgen, L1 ve sağ analogla yapıyoruz. Ve zorluk seviyesine göre değişen bir puana ulaştığımızda ise (en zorda 21.000 civarı) gamebreaker shoot göstergesi dolmuş oluyor. Bu şut dolduğu zaman bizi bir sinyal sürekli uyarıyor ve ekranda üst taraftaki göstergenin rengi değişip altında shoot yazıyor. Peki nedir bu "gamebreaker shoot"? Şut pozisyonunuzu alıp ya da şekilli bir pozisyon yapıp L1+shoot yaparsak görüntü ve ses yavaşlayıp kamera direk şutu çekene yakınlaşıyor ve karşınızda da topu tam üstüne vuracağınız rakip defans ya da kaleci yoksa hanenize harika bir gol kaydediyor.

Aslında şut çekmedeki tek yenilik bu değil. Şut mesafesine girdiğimizde ekranın alt kısmında bir kale ve top gözüküyor. Sol analog yardımıyla topun hedefini belirleyip gollerimize yenilerini rahatça ekleyebiliyoruz. Bu ve diğer golleri tekrar hemen gösteriyor oyun. İstersek de ters açı seçeneğini bize sunuyor. Beğendiğiniz hareketleri veya o anda tekrarını görmek istediğiniz bir pozisyonu select tuşuyla "replay" yapabiliyoruz. Start'a bastığımızda ise pause menüsü karşımıza geliyor. Bu menüde oyuna devam etme, maçı yeniden başlatma, sahadaki takımlardan istediğini seçip onunla maça devam etme, ayarlar ve kontroller (sadece tuşların ne işe yaradığını gösteren bir seçenek, konfigürasyon yok) seçenekleri bulunuyor. İsterseniz Options'tan tekrarları kapatıp açabilir, üç farklı kamera yakınlaştırmasından birisini seçebilir ya da ses ayarlarını yapabilirsiniz.

Rule The Street

Oyunun bir tür kariyer modu olan Rule the Street'te öncelikle bir futbolcu yaratıyorsunuz. Bu futbolcunun göz açısından çene genişliğine kadar detaylı bir dış görünüş çizebiliyorsunuz. İsterseniz atletik ama çok güçlü, ya da çok iri bir sporcu yaratabiliyorsunuz. Sonuçta bu bir şov oyunu olduğu için, sporcumuzun imajı da çok önemli. Sakallardan gözlüklere, dövmelerden ayakkabılara, çoraplardan şortlara, tişörtlerden eldivenlere kadar zevkimize göre imaj yapmak için çok çeşidimiz var. Zaten oyunda ilerledikçe yeni imaj öğeleri açılıyor. Bu kısım aslında oyunun create player kısmında ama kariyer modunda da bu yarattığımız futbolcuyu geliştirebiliyoruz.

Gözlükler, ayakkabılar ve kepler açılan bazı kitler. Tabi bunlara yeni sahalar da ekleniyor ama onlar turnuvaları kazandıkça açılıyor. Rule the Street modunda yarattığınız futbolcu dahil 8 kişi arasından ilk dördü seçip maçlara giriyorsunuz. Girdiğiniz maçlarda gösterdiğiniz performansa göre, örneğin attığınız gol, kazandığınız gamebreaker ya da çalım sayısı gibi, yeteneğinizi arttırmak için skill bills denilen bir puan kazanıyorsunuz. Ayrıca yine maç içinde yaptığınız özel hareketlere göre reputation puanları kazanıp seviyenizi yükseltebiliyorsunuz.

Reputation (tanınırlık) yüksek olursa skill bills kazanmanız daha kolaylaşıyor. Bu skill billslerle takımınıza yıldız oyunculardan destek alabiliyor ya da yarattığınız futbolcunun özelliklerini arttırabiliyorsunuz. Bunu da "headquarters"da "player upgrade"den yapabiliyorsunuz. Yeni imaj ekipmanları açıldığı zaman da headquarters denilen yerden "my squad" a girip takımınızın istediğiniz oyuncusunun kıyafetlerini ya da aksesuarlarını değiştirebiliyosunuz. Headquarters'ta ayrıca oyunun yine Options kısmıyla, takımımızın müzesi diyebileceğimiz "trophy room" var.

Create player: Burada yeni oyuncular yaratıp yaratılan oyuncuyu "friendly" ve "rule" modunda kullanabilmek mümkün. Kariyer modunda bahsettiğimiz gibi burada oyuncunun vücut yapısından, aksesuarlarına ve yeteneklerine kadar hepsini ayarlayabiliyoruz.

Star Team: Bu modda ise dünyanın en büyük yıldızlarını bir araya getirebileceğimiz, formasını, amblemini ve takımın ismini kendimiz seçebileceğimiz, "friendly"ye sokabileceğimiz bir takım yaratabiliyoruz. Ama bu takımla "street rule"a katılmak ne yazık ki mümkün değil.

Street training: Bu bölümde oyun hakkında yardımcı olacak, uzun sayılan bir demo var. Hangi pozisyon için hangi tuşa basılacağını gösteren bir demo bu.

Bazı eksilerine rağmen oynarken çok keyif aldım FIFA Street'ten. Özellikle getirdiği yeniliklerin çok eğlenceli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca 4 kişiye kadar oynanabiliyor oyun. Yine de iki veya daha fazla kişi oynarken çok zevkli oluyor. Futbol sevenlerin mutlaka denemesi gereken bir oyun FIFA Street. Sevmeyenlerin de mutlaka zaman harcayacağı bir oyun olduğunu düşünüyorum, zira futboldan fazlasını içeren bir oyun FIFA Street.

 

19/4/2006

Dynasty Warriors 4 Hyper

 

Dynasty Warriors 4 Hyper

Son zamanlarda o kadar çok oyun çıkmaya başladı ki şöyle hepsini bir göz önünden geçirince ve konularına bakınca hepsinin aslında belli kalıplardan öteye gidemediğini gördüm. Her oyun firması ya tarihi olguları kullanır ya da fantastik öğeler ile hayal gücünüzü zorlar. İstediğinizi aldığınızda ise bir oyundan o zaman tüm klişeler umurunuzda bile olmaz. Kendi tarihimize ve yaşadıklarımıza bakınca da bir oyun firması istese yıllar boyunca tarihimizi bu konuda kullanabilir ve bu kullanımdan onur bile duyardık. Böylesine şaşalı bir sektörde uzun vadede kendimizden de bir şeyler göremememiz üzücü ama neyse...

İşte yeni oyunumuz Dynasty Warriors 4 Hyper da Çin tarihini konu alıyor. Aslında oyuna yeni demek yanlış olur son zamanlardaki birçok oyun gibi konsoldan port edilme ve şu an PS2 sahipleri çoktan serinin 5 oyununu oynamış hatta bitirmiş, yeni bir Dynasty Warriors da bekliyor olabilir. Ama gelin görün ki hala anlamakta zorluk çektiğim, neden serinin yeni bir oyununu PC'ye port etmek yerine eski bir oyunu uyarlarlar... Anlamak güç gerçekten. Yani yeni bir oyunun gelmesi konsollardan hem firma için hem de satış politikası için gayet faydalı bir yaklaşım olacakken kim akıl veriyor bunlara bilinmez ama eski bir oyunu önünüze sunuveriyorlar. Verin abicim siz, biz bunu da oynarız diyerek başlayalım.

DW4H diyerek kısaltmalı bir başlangıç yaparak Çin tarihine de kısa bir bakış atalım. "Bana ne Çin tarihinden, oyundan bahset" diyenleri duyar gibi oldum ve vazgeçtim. Ama bir Çin destanı anlatılıyor oyunda, belirtmeden geçmeyeyim. Bak aklıma birden Kürşat'ın kırk kişi ile Çin sarayını bastığı destanı geldi birden :) Şöyle ki DW'da uçsuz bucaksız geniş alanlarda 42 adet karakterden birini seçerek mücadeleye başlıyorsunuz. Evet, tam 42 adet karakter bulunuyor. Bu yönden oyun bir nebze sıkıcı bir hal almaktan uzaklaşabiliyor. Oyun içinde birçok mod var. Versus, Free, Challenge, Edit ve bizim asıl ilgilendiğimiz Musou Mod. Ama kısaca diğer modlar ile de ne yapabileceğimize belirteyim.

  • Edit Mod: Bu mod ile yanımıza alacağımız bodyguard seçeneklerini optimizme edebileceğimiz gibi erkek ya da bayan karakter olarak da safımıza alacağımız ve oynayacağımız karakterleri belirleyebiliyoruz. Kısaca kendimize ayit bir profil oluşturuyoruz.

  • Challenge Mod: Bu mod da içinde birçok oyun barındırıyor. Meydan okuma, zamana karşı savaşma gibi yine oyunun hikaye kısmından sıkılınca deneyebilirsiniz.

  • Versus Mod: Arkadaşınızla büyük haritalarda düşman askerlerine karşı aynı safta savaşabilirsiniz. Eğlenceli olduğunu söyleyebilirim.

  • Free Mod: Adından anlaşılacağı gibi bu modda pek bir sınır yok, özgürsünüz ve dilediğiniz gibi sağa sola saldırabilirsiniz.

  • Musou Mod: İşte oyunumuzun hikaye kısmını oluşturan ve oyunun genelinde bizi ilgilendiren modumuz. Önce yanında yer alacağınız Force, yani asıl gücünüzü oluşturacak birliği ve liderini seçiyoruz ve birinci karakter olarak da yine oynayabileceğimiz karakteri seçip hikaye sıralamasından dilediğimiz kısmı seçip başlayabiliyoruz. Hikaye, genelde ilerleyişiniz boyunca sizin karşı birlikleri yok etmenizi ve sonunda o birliğin komutanı ile kapışarak bölümü geçmenizi öngören bir ilerleyiş sergiliyor. Hangi karakter hangi senaryoyu seçerseniz seçin olay değişmiyor. Karakterlerinizin yetenek, büyü gibi değişiklikleri haricinde bir farklılık görmüyorsunuz. Tabi değişen mekan ve birlikleri saymıyorum. Ayrıca tüm karakterleriniz ile hikayenin farklı bir senaryosunu oynuyorsunuz. Bölüme başlarken ufak bir nutuk ile karşı birliğin komutanı naralar atıyor ve adamlarını üstünüze salıyor...
  • ...Zaman zaman o birliğin merkezine ulaşmadan önce de tipik oyunlar ile karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Bölüm başlarında genel bir harita üzerinde yeşil noktalar gidebileceğiniz şekilde gösteriliyor. Bu noktaları oyun esnasındaki sağ üst köşedeki haritadan da faydalanarak bulabilirsiniz ki hiç kullanışlı değil. Bazen aynı yerlerde dönüp dolaşabiliyorsunuz. Nasıl sizin yetenekleriniz varsa karşılaşacağınız düşmanların da aynı şekilde yetenekleri var. Bu yüzden aynı hareket ve büyüleri üst üste yapınca hava alabiliyorsunuz. O yüzden teknik bir ilerleyiş içine girmelisiniz. Gerçi böyle "doğra – geç" bir felsefe ile ilerleyen bir oyunda ne kadar teknik olursunuz orası da tartışılır.

    Savaş alanında o saray senin bu saray benim önüme geleni keserim diyip ilerlerken düşmanlarınızı alt ettiğiniz esnada zırh, enerji, silah gibi power-uplara da kavuşabiliyorsunuz. Bölüm sonlarında yine level atlayıp daha güçlü bir savaşçı oluyorsunuz. Alacağınız zırh, silah vb. sayesinde. Bu da ilerleyişiniz boyunca farklı teknikler kullanmanızı kolaylaştırıyor. Oyun esnasında ana karakterinizin yanına iki tane bodyguard veriliyor. Aslında yüzlerce asker ile kapışırken bunların faydasını göreceksiniz de diyebilirim ama gelin görün ki bu bodyguard'ların düşmanlarınız kadar yapay zekası ne yazık ki yok ve çabucak ölüyorlar. O yüzden yüzlerce asker ile tek başınıza savaşmak zorunda kalıyorsunuz. Bu da yetmezmiş gibi yardım etmediğinizde ve öldüklerinde bölüme tekrar başlamak zorunda kalıyorsunuz ki çok can sıkıcı bir durum. Oyundaki karakterin kendine has silahları ve büyüleri var. Bunların görsel olarak bir oyuncuyu tatmin edebilecek kalitede olduğunu söyleyebilirim. Oyun esnasında bu büyü ve özel yeteneklerinizi kullanabilmeniz için güç barınızın dolmasını beklemelisiniz. Bunun içinde olabildiğince fazla asker öldürmelisiniz. Bu sayede barınız dolacak ve bu enteresan büyüleri kullanabileceksiniz. Aslında oyun boyunca aynı şeyleri yapmaktan sıkıldığınızda iyi geldiğini söyleyebilirim.

    Oyun grafik olarak tipik bir konsol oyunu, minimum poligon o kadar hız mantığı ama işte PC'de diğer konsol oyunlarından port edilenleri gibi yüksek çözünürlükte oynayabiliyorsunuz. Ama grafik olarak PC oyuncularını tatmin etmekten uzak, en azından şu zamanda. Kocaman haritalar içinde askerler ile savaşırken ormanlık bir alanda olmanıza rağmen etrafta üç beş tane ağaç var, yerlerdeki çim düz bir alan üstünde yeşilimsi bir topraktan ibaret. Saray tasarımları, mekanlar hepsi oldukça sıradan, zaten birkaç senelik bir oyun olduğu hemen anlaşılıyor diyebilirim. Diyeceğim o ki Onimusha 3'ten grafik olarak hiçbir farkı yok oyunun. Sanırım oynayanlar bu konuda fikir sahibi olmuşlardır. Grafik olarak diyeceklerim bu kadar.

    Gelelim kontrollere. Tıpkı Onimusha 3'te olduğu gibi Dynasty Warriors 4 Hyper'ı da gamepad'siz oynamamanızı tavsiye ederim, zaman zaman çileden çıkabiliyorsunuz çünkü. Ama gamepad ile gayet huzurlu bir oyun oynayabiliyorsunuz. Her ne kadar, zaman zaman kamera ile boğuşsanız da tipik bir arcade oynanış sunuyor. Sesler ise böyle bir oyunu tatmin edebilecek düzeyde en azından sesler grafikler kadar çabuk eskimeyen bir teknoloji. Ama mucize beklemeyin tüm oyunun genelinde olduğu gibi.

    Oyun hakkındaki son sözlere de gelecek olursam Dyanasty Warriors 4 Hyper tüm konsoldan port edilen oyunlar gibi geç gelen bir güzellik ama biz bu tür güzellikleri zamanında görmek istiyor ve modası geçtikten sonra PC'lerimizde oynamak istemiyoruz. Eğer konsol tadında oyunlar arıyor ve 42 karakter ile oraya buraya saldırmak yüzlerce askerin arasında dalıp bir ateş topu sallamak istiyorsanız işte tam size göre bir oyun. Oyunu bitirdikten sonra oyunu hala oynamak istiyorsanız açılan extra ve minik arcade oyunlarına da göz atabilirsiniz Oyunsuz kalmayın. İyi eğlenceler.

     

     


    16/4/2006

    NBA Live 2005

    NBA Live 2005

    Her sene olduğu gibi gene aynı efsane oyunun devamı ile karşı karşıyayız. EA Sports her ne kadar FIFA ile liderliğini bence kaybetmiş olsa bile NBA'de EA'ya rakip olmak zor. Yıllardır serinin yeni oyunlarını inişli çıkışlı bir grafikle takip ettik. Peki, bu sene nasıl oldu NBA 2005. Eskisinden iyi mi kötü mü? Öncelikle 2003'den itibaren oynadığımız NBA'den çok farklı bir oyun beklemeyin fakat şu bir gerçek ki, NBA serisi 2005 ile mükemmele gittikçe yaklaşıyor. Çok ciddi yenilikler ve geliştirmelerin olması yanı sıra yazının devamında okuyacağınız gibi ciddi eksiklikler de hala mevcut.

    Öncelikle oyunumuza yapılan en büyük eklenti artık bir All-Star organizasyonuna sahip olması. Bu organizasyonu farklı bir oyun modu olarak ya da sezon içerisinde oynamamız mümkün. Bunun içerisinde tabii ki bir All-Star maçı, "rookie/sophomore" maçı, üç sayı ve smaç yarışmaları var. All-star ve "rookie/sophomore" maçlarını anlatmaya gerek olmadığını düşünerek hemen diğerlerine geçiyorum. Üç sayı yarışmalarıda aslında eski NBA'lerden hatırlayacağımız gibi. Sadece çok daha gerçekçi, öyle ki her oyuncunun kendi zamanlamaları var. Topu elinden hızlı çıkaran oyuncular ile daha yavaş çıkaran oyuncularda olduğu gibi farklı atış stilleri ile karşılaşmamız mümkün.

    Bir diğer eklenti ise smaç yarışması. Bu noktada artık maçlarda yaptığımız gibi tek bir tuşla smaç yapmıyoruz. Smaçlarımız üç parçaya bölünmüş. Kalkışımız (take off), esas hareketimiz (trick) ve topu bırakışımız (release). Tek ayak üzerinde, iki ayak üzerinde ya da tek ayak ve iki ayak üzerinde dönerek kalkışlar yapmamız mümkün. Kalkış yaptıktan sonra uygun zamanda smacımız için bir tuşa basıyor ve "trick"imizi yapıyoruz, daha sonra gene uygun bir zamanda tuşu bırakarak hareketimizi sonlandırıyoruz. Farklı tuş kombinasyonlarına hareket zamanlamaları ve harekete başladığımız yerlerinde eklenmesi ile yüzlerce çeşit smaç yapmamız mümkün oluyor. Bunların içerisinde topu havaya atıp pota yakınında tekrar kavrayıp smaç yapmak gibi çok çeşitli smaçlar var. Animasyonlar mükemmel olmasına karşın, iyi zamanlama alışkanlığını kazanmak uzun sürüyor. Çünkü "trick" hareketimizi yaptığımız sürede tuşa basma ve bırakma zamanlamalarındaki en ufak hata smacımızın başarısızlıkla sonuçlanmasına sebep oluyor.

    Tabii ki bu smaçlarda yaptığımız oyuncu seçimi de çok önemli. Yüzlerce oyuncu içersinden yapacağımız seçimlerde oyuncu kalitelerininde smaçlara doğrudan etki ettiğini görmek bu olaya daha bir zevk veriyor (Yürü Kobe!). Bütün bu smaçlar tabii ki etkileyici All-Star spot ışıklandırmaları altında oluyor. Biz smaç yaparken diğer oyuncular heyecanla kenarda bizi izliyor ya da ısınma hareketleri yapıyorlar ve hatta kamera ile bizi görüntülüyorlar. Sonuç değerlendirmemiz ise George Gervin gibi NBA efsaneleri tarafından geliyor. Serinin yeni gelecek oyunlarında eminim ki bu smaçlar çok daha fazla geliştirilerek ve daha oynanabilir bir hale gelecektir.

    "Dynasty" modu ise oyunda menajerlik yaptığımız yer. Oldukça kullanışlı bir ajandamız ile PDA'imiz emrimizde. Ajandamız ile yıl içerisindeki bütün önemli tarihleri takip ederken PDA'imiz sayesinde haberlere, sakatlık durumlarına ve transferlere, yönetime, koçlara ve oyuncularımıza erişmek mümkün. Bu bilgilerin birçoğu bize e-mail olarak gelmekte. Artık bir oyuncuya teklif götürdüğümüzde hemen cevap gelmiyor. Takımımıza katmak istediğimiz yıldızımızın teklifimizi değerlendirmesi için bir süre geçiyor ve bu esnada diğer takımlarda araya girebileceği için bir rekabet ortamı oluşuyor.

    Bütün bunlar da beraberinde daha gerçekçi bir kontrat ve maaş sistemini getiriyor. Sporcularımıza her yıl aynı parayı ya da belli bir miktarda artışlarla para vermemiz mümkün oluyor. Takımımıza katmak istediğimiz yeni bir oyuncuyu antrenmana çıkararak herhangi bir oyuncumuzla bire bir maç yapmasını sağlayabiliyoruz. Böylece sadece değerlendirmelerinden değil bizzat kendimiz seyrederek oyuncuyu beğenirsek kadromuza çağırabiliyoruz.

    Bir diğer önemli gelişme ise; artık draftlar için daha fazla vakit harcayacağız. Çünkü serinin eski oyunlarının aksine artık çaylaklar sezon sonunda değil sezon başında geliyor. Bu da bir sezon boyunca scoutlarımız sayesinde çaylakları izleyebileceğimiz anlamına geliyor. Bununla beraber scoutlarımızı ilgilendiğimiz tipteki oyunculara ve hatta farklı kıtalara yönlendirebiliyoruz. Bir sorun var ki bu işlemleri yıl içerisinde her zaman yapamıyoruz. Bu işlemler tamamıyla menajerlik puanlarımızı kullanarak gerçekleşiyor. Bu tercih oyunu daha gerçekçileştirmek adına yapılmış olsa da kullanılan metod bana biraz saçma geldi. Hemen eklemek istiyorum maçlara çeyreklerde müdahale etmemiz mümkün kılınmış. Gördüğüm en büyük eksiklik ise taktiklerin yetersiz kalması ve çeşitsizliği idi.

    Oynanışa baktığımızda ise NBA Live 2004 ile çok büyük farklılıklar içermemekte. Bu sürüme kadar NBA Live oyuncularının en büyük şikayeti oyuncuların yerdeyken sahip oldukları "serbest stil"e havadayken sahip olmamaları idi. Yani oyuncunun ayakları yerden kesildiğinde bizim artık o oyuncu ile ilgili kontrolümüz ortadan kalkıyordu. EA, hayranlarının bu isteklerini kulak vermiş ve artık havada iken de bazı hareketleri kontrol edebiliyoruz. "Havada serbest stil" olarak isimlendirilen bu eklenti ile, örneğin turnike sırasında atış şeklimizi değiştirerek üçlük kovalayabiliyoruz. Potadan dönen bir topa smaç yapmak, ya da dışarıya tiplemek ve son olarak ribaunda kalkmak artık tamamıyla bizim kontrolümüzde. İstediğimiz zaman bu hareketlerden birisini deneyebileceğiz. Yeni kazandığımız tipleme yeteneklerimizle artık daha farklı smaçlar ve ribauntlar yapmamız mümkün.

    Eski oyunlarda dikkati çeken bir eksiklik özellikle double-team'lerin fazla hızlı gerçekleşmesi ile gereksiz ve mantıksız bir şekilde birden hızınızın kesilmesi ve temponun düşmesi idi. Şimdi ise oyun temposu eskisine göre çok daha hızlı. Yapımcılar bir konuda ise gayet önemli bir gelişme sağlamışlar. Bu da özellikle bir önceki sürümde dikkatimi çekmişti. Oyuna ısındıktan bir süre sonra sayılarımın hemen hemen hepsi ya üçlükçülerle geliyordu ya da smaçlarla. Artık bu dağılım daha iyi dengelenmiş gözüküyor. Elbette oyuncularımızın kişisel olarak kendine has hareketleri daha gelişmiş bir şekilde oyunda mevcut. Bir Kobe'yi, bir Shaq'ı kendilerine has smaçlarını yaparken, Divac'ı çengelleriyle seyretmek daha fazla bir zevk veriyor. Sadece oyuncuların değil takımlarında kendilerine has olan özellikleri oyuna daha iyi eklenmiş. İyi savunma yapan takımlara karşı oldukça zorlanırken, sayı gücü yüksek takımlarla oynamak ise her zamankinden daha zor olmuş.


    Yıllardır süregelen bazı eksiklikler ise hala devam etmekte. Benim en büyük eksikliğini hissettiğim (belki benim beceriksizliğimden kaynaklanıyordur) pas kesip hızlı bir şekilde kontra atağa yok yok, o futboldaydı, fast break'e çıkmak neredeyse imkansız. Tam rahat bir sayı bulacağınızı düşünürken hiç yoktan birden karşınıza rakip oyuncu dikilebiliyor. Her ne kadar atış kontrolü üzerinde geliştirmelere yapılmış olsa da hala atış stili seçimi konusunda oyuncu çok etkisiz kalıyor. Hala tuşlara basıp, oyuncumuzun ne tür bir hareket yapacağını merakla bekliyoruz. Bir diğer eksiklik ise eskiden beri devam eden, kameraların bazen oyunun hızına yetişememesi. Uzun bir pas verdiğinizde çoğu zaman daha topu aldığınız ekranı görmeden atışınıza başlamak zorunda kalıyorsunuz. Başlamazsanız zaten hemen bir savunma oyuncusu karşınıza dikiliveriyor.

    Benim en fazla etkilendiğim gelişme ise pota altındaki perdelemelerde olmuş. Eğer takım arkadaşlarınızın yaptığı perdelemelerden iyi bir şekilde yararlanmazsanız ve "hayda hobarey" kalabalığın arasında dalarsanız topu ya kaybediyorsunuz ya da hücum faul ile sonuçlanıyor. Daha öncede bahsettiğim gibi pota altı etkinliğimiz bununla bitmiyor, artık topu direk potaya ya da dışarıya tiplemek gibi farklı ribaunt seçeneklerimiz var.

    Yenilikler beklediğimiz ama bulamadığımız bir diğer konu da grafikler. Benim gözlemlerime göre 2004'e göre ciddi bir gelişme yok. Yapımcılar her ne kadar yeni grafik motorundan ve geliştirilmiş yüzlerden bahsetseler de belki de ezik ekran kartımdan dolayı ben pek bir yenilik göremedim. Hala aynı render hataları ve pek de gerçeğine yakın olmayan çizimler mevcut.

    Bahsetmek istediğim diğer bir mod ise "NBA Store" modu. Sırf eğlence için eklenmiş olan bu mod ile puanlarımızı Nikespor ayakkabılarından tutun da, çeşit çeşit kılık kıyafet, çorap vs. ve oyuncularımın çalışmalarına harcamamız mümkün.

    Seslendirmelere ise diyecek hiç bir şey yok. Serinin eski oyunlarında olduğu gibi mükemmelliğini koruyor. Marv Alet, Mike Fratello, Ernie Johnson ve Kenny Smith seslendirmelerde yine bizimle beraber. Gönül isterdi ki bu maçları Murat Murathanoğlu'ndan ve Batur AAAAbi'den dinleyelim ama ne mümkün :)

    Sonuç olarak NBA Live 2004'den 2005'e geçiş arasında öyle Windows 98'den XP'ye geçiş gibi büyük farklar yok. Buna rağmen EA'nın iyi bir çalışma yaptığını ve eski oyunlardaki bir çok sorunun üzerine gidildiğini NBA Live 2005 ile görüyoruz. Bütün bunları bırakın, tek başına All-Star organizasyonu zaten yeterli bir gelişme yeni bir sürüm için. Hayranlarını kesinlikle memnun edecek bir oyun NBA Live 2005.

     

     

    Kategorilerim

      Arkadaşlarım

      Blogcu ile yapıldı